• Müşteri Destek Hattı
      Güvenli ve Hızlı Gönderi
  • Kitap Arama
    Kitap Adı Giriniz
  • Yayınevi Arama
    Hızlı Yayınevi Arama
  • Güvenli Alışveriş
  • Güvenli ve Hızlı Kargo

     Güvenli ve Hızlı Gönderi
     

  • Çok Gezilenler
  • Facebook - Twetter

     
     
     
          

Osmanlının Sırrı - Gizli İlimler Savaşı - Murat Çavga

Osmanlının Sırrı - Gizli İlimler Savaşı - Murat Çavga

Fiyat : 17,00 TL
İndirimli : 14,45 TL
:
Kategori : Edebiyat - Roman - Öykü - Düşünce
Yayınevi: : Paraf Yayınları
Yazar : Murat Çavga
Barkod : 9786055539788
: 15,74 TL + KDV
Adet :
Ürün stokta bulunmamaktadır.
Osmanlı'nın Sırrı - Gizli İlimler Savaşı - Murat Çavga
"Eyüp Mezarlığı´nda bir şeyhin mezarını ziyaret ederken öldürülen Musevi işadamı ile II. Abdülhamid´i ölümden kurtaran iki saniyelik gecikme arasındaki bağı kuran tarihi tılsım…Hakikaten konuşulmaya ve tartışılmaya layık bir eser... Oğuz Atay´ın eseri gibi sarmal bir dokuya sahip."

Yazar: Murat Çavga
Editör: Burak Fazıl Çabuk
Katagori: Tarihi Roman
Sayfa Sayısı: 304
Boyut: 14 x 21 cm 
Basım Yeri: İstanbul
Basım Tarihi:  2012
Kapak Türü: Karton Kapak
Kağıt Türü: İthal Kağıt
Dili: Türkçe 
Dağıtım: Kitap Takipçileri
Temin Süresi: Aynı gün kargo
 
Eyüp Mezarlığı´nda bir şeyhin mezarını ziyaret ederken öldürülen Musevi işadamı ile II. Abdülhamid´i ölümden kurtaran iki saniyelik gecikme arasındaki bağı kuran tarihi tılsım…
Hakikaten konuşulmaya ve tartışılmaya layık bir eser... Oğuz Atay´ın eseri gibi sarmal bir dokuya sahip. İlk bakışta onun gibi basit ama okudukça onun kadar zor algılanan bir olaylar zinciri olduğu sanılıyor. Hiç sıkılmaksızın, büyük bir merak ve hazla okunur bir roman. II. Abdülhamid, Theodor Herzl, Üzeyir Garih gibi tarihi isimlerin de eserde yer alması özellikle yakın tarihe meraklı olanların esere ve yazara gösterdiği ilgiyi açıklamaya yeterli. Hele de Siyonist casuslar ile II. Abdülhamid´in jurnal mekanizması arasındaki müthiş çekişme, dedektif ve casus romanları hayranlarını da listeye eklemeye yetiyordur. Öte yandan gerek tasavvuf gerekse doğaüstü gizemcilerin ilgisine mazhar olan gizli ilim sanatı; Kabala ya da İslam kültüründe yer alan adı ile Cifir de bu alanlara meraklıları esere yönlendiriyor olabilir... Üzeyir Garih´in ölümü ile II. Abdülhamid´in ölümden döndüğü suikast anı arasında ustaca ve takdire şayan bir bağlantı kuran yazarı, ilginç kurgu ve bu coğrafyanın gerçeği olan buluşundan dolayı kutlamak gerekiyor. http://www.kitaptakipcileri.com/Osmanlinin-Sirri-Gizli-Ilimler-Savasi-Murat-Cavga,PR-1624.html
- Yazarlık hayatınıza nasıl başladınız, kalem nasıl kelâma döküldü yüreğinizden?
Yazmak çevrenizde olan bitene karşı bir isyandır. Bir başkaldırı! Önce gözlemlersiniz. Sonra gördüklerinizi yorumlamak için araştırmaya girişirsiniz. Kitaplar okur, seyahat ederek dünyayı algılamaya çalışırsınız. Fikir haznenizde bilgi biriktikçe her zaman bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındalığı ile ya hayata boyun eğer ya da ona didişirsiniz. Yazmak önce kendinle sonra hayatla didişmektir. Kabullenilmiş doğrulardan sıyrılıp kendi doğrularınla dünyayı tanıştırma seremonisidir. Bende de böyle gelişti yazma fikri. Okudukça ve ülkeler gezdikçe içimdeki birikimleri aktarabileceğim kalem gibi bir mucizeyi buldum. Yazarlık macerası bir nevi böyle başladı. Ruhumu paylaşmanın utancını eserlerdeki karaktere can verirken, ya da yaşayan abide şahsiyetleri konuşturarak onların arkasına gizlenerek attım. Yazma macerası böylece rahatlamış oldu ve devam ediyor gönül ülkemde…
-          Son kitabınız "Osmanlı’nın Sırrı” Üzeyir Garih cinayetiyle başlıyor ve kendimizi II. Abdülhamit döneminde buluyoruz. Böyle bir konu nasıl ortaya çıktı?
Başkaları nasıl yazar bilmiyorum. Ama benim misyonumda oturayım da şunu kurgulayıp yazayım gibi bir kaygı yok. Romanda ele aldığım karakterler siluetleriyle yüzleriyle yaşadıklarıyla önüme gelip "Lütfen bizim maceramızı yaz.” Derler. Onlara hayat verene değinde yakamı bırakmazlar. Yazmak bir nevi roman kahramanlarına karşı yapılmış bir ödev gibi gelir. Kaleme aldıktan sonra hayallerimle helalleşir onlar benim yakamı bende onların yakasını bırakırım.
-          Eserde başkarakter Peyman olarak gözümüze çarpıyor. Peyman karakteri güçlü bir yapıya sahip. Neler söyleyeceksiniz?
Osmanlı’nın Sırrı adlı eserde iki önemli karakter var. Biri Peyman diğeri Zahit. Aslında her ikisi bir insan ruhunun iki yüzünü canlandırıyor. Peyman manevi bakımdan güçlü ancak gelgitleri olan daha duygusal ve manevi yönü ağır basan birisi. Zahit ise asker kimliği ile daha gerçekçi ve daha otokritik yapmasını bilen bir şahsiyet.  Eserde bu iki arkadaşın tarih kurgusu içtersinde olaylara yaklaşımı ve neticelerini de irdeleme öyküsü var.
-          Tarihi bir kurgu da olsa böyle bir roman, derin araştırmaların sonucu ortaya çıkar muhakkak. Ne yönde araştırmalarınız oldu?
Kendi tarihinden uzak yetişmiş insanları köksüz ağaca benzetiyorum. Kökü gelişmemiş ağaç ta ilk fırtınada devrilir gider. Adam daha kendi yetiştiği toprakların kültürünü bilmiyor. İngiliz, Fransız, roma veya uzakdoğu kültürlerinin öğretilerine heves ediyor. Heves diyorum zira hiçbir zaman gerçekleri kadar da hayatla uzlaşısı mantıklı olmuyor. Oysa bu topraklar öylesine derin bir tarihi içerisinde barındırıyor ki araştırdıkça hayretler içerisinde kalıyorsunuz. Araştırmalarımda böyle başladı. BII. Abdülhamit devrine dair Osmanlı kaynaklarını ve yazmalarını inceldikçe tarihe ne kadar büyük haksızlık edildiğini gördüm. Popüler kültürün medya ayağı ile dayattığı batılılaşmanın köklerimiz ile nasıl aramızdaki uçurumu genişlettiğine şahit oldum. Sizlerde tarihimizi incelendiğinizde bir çok hayat hikâyesinin derinlerde açığa çıkarılmak için beklediğine şahit olacaksınız eminim...  
-Kafanızdakilerin, yüreğinizdekilerin kâğıda dökülme serüvenini anlatır mısınız?
Kâğıt, Kalem ve zaman. Bu üçlü olduktan sonra hayat bulacak o kadar kelam var ki hafızada. Ancak gelişi güzel değil. Yazmak bence bir buluştur. Klişe veya kült bakış açısını edebiyatta da olsun diğer sanat dallarında da sevmiyorum. Zira sanat binlerce yıl boyunca insan elinde birçok gediği kapadı. Bizlere kalan bunların üzerinden gitmekten ziyade insan ruhunda modern toplumla beraber açılan yeni gediklere merhem olabilecek işler çıkarmak. Doyumsuz  ve tüketen insan hafsalasında kalıcı olmak ancak böyle mümkün geliyor bana. Yani işimiz eskisinden zor. Sanatta popüler olanlar ise ya bir düşüncenin borozanı ya da popüler kültürün ikonları oluyor. Tabi gerçek üstadları ayrı tutuyorum. Serüven dediniz ya işte bu yolda seyrimiz bulunmayanı aramakla başladı.
-          Eserde bir aşk da yüreğinden vuruyor okurları, en büyük tılsım da bu olsa gerek. Bir aşk tılsımı nasıl etkiledi kurguyu?
Öncelikle her insan aslında kendine âşıktır. Aşk kavuşulamayan ise insanın özlemi öncelikli olarak kendisinedir. Aşkın hayata tezahürü ise  farklı farklı. Bazısını Leyla formatında bir Mecnun a, bazısını Allah yolunda Mevlana’ya dönüştüren bir sihir. Hayatı nizam eden akıl öğesini geri plana atarak gönlü yücelten bir delilik aşk. Gözünü kan ve para bürümüş tröstlerin, devlet adamlarının yerine  Aşıkların dünyayı yönettiğini bir düşünsenize. Eserin içerik formatında da gönül ile akıl çatışması var. Sonunda galibi gönülde olsa gerçek hayata yansıyan aklın getirdiği ölümlere şahit oluyorsunuz. Bu tezat hayatımızda hep yok mu?
-          Oğuz Atay ve aranızdaki benzerlik dikkatimizi çekiyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?
 Bu okuyanların yakıştırması. Oğuz Atay kadar iyi olmak bana şeref verir. Zira oda popüler kültüre bel bağlamadan kalem kullanmış. Eserler  Borges tarzına ‘da benzetiliyor. Yani okuyan herkesin aldığı tad değişik. İçeriğin kim neresinden etkilenmişse bilgi birikimine göre eseri bir yere koyuyor. Benim için ise eserin incelenmiş olması önemli.
-          Diğer kitaplarınızdan ve yeni projelerinizden de biraz bahseder misiniz bize?
Takipçileri fazla sıkılmayacakları bir sürece sokuyoruz. Mart sonunda Paraf yayınlarından bir romanım daha yayınlancak. Hali hazırda ismini koyamadığımızdan söyleyelmiyorum. Daha sonra Mayıs ayına hazırladığım gizem dolu " Aşk-ı Cin” adlı bir eser ortaya çıkacak. Osmanlı’nın Sırrı romanımın senaryo çalışmaları devam ediyor. Dizi şeklinde 13 bölümü yazılıyor. Uzun vadede onu görsele aktarma planımız var. Ayrıca ülkemizde senaryo kitabı olarak ilk olacak 1000 sayfaya yakın bir kaynak oluşacak eserden. Ön çekimlerini önümüzdeki haftalarda gerçekleştirip sunacağız. Üçleme diye adlandırdığım roman serisi bittikten sonra uzun bir süre roman yazmamaya karar verdim. Daha çok senaryo çalışmalarında yer almaya doğru bir gidişat var.
-Bu keyifli röportaj için okurlarımız ve kendim adına teşekkür ediyorum, kaleminiz daim olsun...

http://www.kitaptakipcileri.com/Osmanlinin-Sirri-Gizli-Ilimler-Savasi-Murat-Cavga,PR-1624.html

Ürünü Paylaş
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş FriendFeed'de Paylaş Google Favorilere Ekle Yahoo! Favorilere Ekle Pinterest'de Paylaş
Kapat
IdeaSoft® | IdeaSoft Akıllı E-ticaret Yazılımları ile hazırlanmıştır.