Yeni
Miratı Nebevi Gönül Sohbetleri, Rukiye Ağar, 510 Sayfa

Miratı Nebevi Gönül Sohbetleri, Rukiye Ağar, 510 Sayfa

Kategori
Yayınevi
Barkod
rukiye ağar gönül sohbetleri kitabı
Vitrin Katagorisi
Mirat-ı Nebevi Gönül Sohbetleri, Rukiye Ağar
510 Sayfa 17x24 Cm Ebat Sert Kapak Ciltli Ivory Kağıt

MÜELLİFİN HAYATI VE MANEVÎ YETİŞME SÜRECİ MİR'ÂT-I NEBEVÎ’NİN AYNASINDA YOLCULUK
İlim ve irfan yolculuğunda yirmi yılı aşkın bir süredir kesintisiz bir dervişane sabırla diz çöken, nebevi ahlakın aynasında erimeyi gaye edinen gönüller için kaleme alınan bu eser; satırlardan sadırlara uzanan nurani bir köprüdür. Bu sayfalar, kulun kendi varlığından geçerek Hakk’ın rızasına ve Resûlullah Efendimiz'in ﷺ sünnet-i seniyyesine ayna olma gayretinin bir meyvesidir. Müellif Rukiye Ağar, tasavvufun en temel esası olan kendini gizleme ve nefsi yok etme ahlakı gereği, kendisini her türlü dünyevi sıfattan ve iddiadan soyutlayarak yalnızca "Bir Mahrum (محروم)" olarak nitelendirir. İlahi rahmet ve merhametin tecellisiyle bu irfan yoluna kabul edildiğini beyan eden müellif, kendisinin öne çıkmasını kesinlikle reddeder. Bu eserde asıl gaye şahıslar değil; kitabın özü, ilmin hakikati ve bu gönlü manen emzirip yetiştiren o kutlu kaynakların tanınmasıdır. Müellifin gönül dünyasını inşa eden, eserlerine ruh veren ve onu manen besleyen en temel kaynak, doğudan batıya uzanan ulu pirlerin ve mana erlerinin feyz fırtınalarıdır. İmam Rabbani Hazretleri’nin (sırrı mukaddes olsun) ruhaniyetinin gölgesinde, Arapça eğitimi döneminde, müellifi bizzat göremediği anlarda bile, kalp gözü açık olanlar tarafından sürekli Sultanü'l-Evliya Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleri'nin yanında "katip" olarak müşahede edildiği aktarılmıştır. Bu manevi bağ; Alvarlı Efe Hazretleri'nin esrarından, Küfrevî esintisinden, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin mana hislerinden, Ebu’lAlemeyn Seyyid Ahmed er-Rifâî Hz.'nin ilahi aşkından, Efendinin sevgisinden ve Sebsebî Silsilesi'nin sarsılmaz bağından süzülmüştür.
⬧  Müellifin zahiri ve batıni ilimlerdeki nihai mühür ve icazeti, Abdurrahman Öksüz Hocaefendi vesilesiyle kemale ermiştir. Bu köklü icazet, zahiri şeriat ilimlerinin batıni hakikatle harmanlandığı sarsılmaz bir teslimiyet kapısıdır. Müellif; tasavvufi derinliği, usulü, erkanı ve bu tür yüksek irfan eserlerini anlayıp açıklayabilme kabiliyetini doğrudan Mahmut Efendi Hazretleri'nin bizzat manen kendisini beslemesiyle elde etmiştir. Mahmut Efendi ile rüyalar aleminde süregelen bu manevi bağ, ders anlatım üslubunun doğrudan bu kutlu kaynaktan emilmesini sağlamıştır. Himmet silsilesinin ve manevi yolculuğun en nihayetindeki o köklü durak, Mardinî hazretlerinin bereketi ve ardında bıraktığı manevi mirastır. Kadim irfan topraklarının kokusunu taşıyan Mardinî hazretlerinin ayak izleri, müellifin gönül ufkunda adeta birer fener olmuştur. Onun ardında bıraktığı o vakar, sükûnet ve ihlas, bu sohbetlerin satır aralarına kadar sirayet etmiştir. "Mardinî’nin ardından" yürümek; nebevi nura tabi olan, asırlardır sönmeyen o büyük meşalenin gölgesinde sadakatle kalabilmektir. Müellif, bu izi en nihayette takip ederek geçmişin o sahici, berrak ve katıksız tasavvuf anlayışını ahir zaman dünyasının yorulan kalplerine bir şifa olarak taşımaktadır. Müellifin yolculuğu, yıllar evvel Kur’an-ı Kerim’in o muazzam harflerine hizmet etmekle başlamıştır. Ardından o ilahi kelamın deruni manalarına nüfuz edebilmek adına; Arapça derslerinin, fıkıh usullerinin ve şeriat ilimlerinin dervişane sabrına bürünülmüştür. Yüksek ilim dersleri okunmuştur. Manen yetişmenin asıl membaı Abdurrahman Hocası ve Mahmut Efendi vesilesiyle, yani Erbil-i İlahi (Allah'ın terbiyesi ve terbiyecilerinin) eliyle gerçekleşmiştir. Cenab-ı Hak, müellifin ömrüne bambaşka bir tecellinin kapısını aralayarak, köklü ilim geleneğini evlerin mahremiyetine ve yuva sıcaklığına taşıma ilhamını lütfetmiştir. Yegâne gaye; sesin ulaştığı, gönlü dertli, kalbi irfan arayan tüm hanım kardeşlere hanelerin pencerelerini sonuna kadar açmak olmuştur. Evlerden yükselen bu ders sesleri, ilahi bir ihsan olarak zamanla duvarları aşmış ve gönülden gönüle sarsılmaz köprüler kurmuştur. Müelvii
⬧  Müellif, hayatın ritmini bir kul olarak sürdürürken, oturduğu odaların feyzi sese dönüşmüş; asr-ı saadetin o kutlu kokusunu ahir zamanın yorulan evlerine üflemiştir. İşte bu kitap; o rahle başında süzülen abdest damlalarının, evlerden göğe yükselen nurlu ders seslerinin ve gönül dostlarının ihlasla tuttuğu meclis notlarının titizlikle bir araya getirilmiş, sistemleştirilmiş halidir. Bilinir ki; ilim mutlak olarak Allah Teâlâ'nındır, edep Kâinatın İftihar Tablosu’na ﷺ aittir. و َ م َ ا ت َ و ْ فِ يق ِي إ ِ ّل َّ ُ ب ِ الل َّ ه ِ ُ ۚ ع َ ل َ ي ْ ه ِ ُ ت َ و َ ك َّ ل ْ ت ُ ُ و َ إ ِ ل َ ي ْ ه ِ ُ أ ُ ن ِ يب ُ ُ “Benim başarım ancak Allah’ın yardımıyladır. Ben sadece O’na güvendim ve yalnız O’na yönelirim.” (Hûd, 88) Bu kul ise sadece hayra memur edilmiş, bu mukaddes emaneti sonraki nesillere aktarmakla görevlendirilmiş bir vesiledir. Mirât-ı Nebevî Gönül Sohbetleri, okuyucusunu bismillah diyerek satırlardan sadırlara, bilgiden amele yürümeye ve kalpleri birleştirerek gönül sohbetine katılmaya davet etmektedir. Müellif Rukiye Ağar Hocahanım'ın bu eserin sadırlara şifa olması adına Cenâb-ı Hakk’a yönelttiği samimi yakarış ve duasıdır: "Allah’ım! Bizleri sünnetin dâimi, nefsin hâkimi ve gönüllerin fethi eyle. Bu kitabı hanesinde bulunduranı saadete, okuyanı hakikate, satırlarına nazar edip idrak edeni ise amele muvaffak eyle. Gönlümün sevinci ve kapısı kendisiyle açılan; ömrümün gün batımında bana en zarif, en güzel anlarımı yaşatan, Resûlullah Efendimiz'in  ehl-i beytinden, Sebsebî yolunun kutlu halifesi ve goncası, gönüller ﷺsultanı ve hakikatin cevheri Muhammed Mardinî Hazretleri'nin mahrumesi olarak, bu mukaddes emanetin sadırlara şifa olmasını Cenâb-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Âmin." 
⬧  Kul olmanın adını Resûlullah’dan aldık; Varsa bizlerde bir güzellik, Resûlullah’dan bilin. Güllerin Efendisi’ni sevin; Övülecekse, övgüye lâyık olan Resûlullah’dır, Öven ise Allah’tır, Celle Celâlühû. Bizler ancak bu dinin bekçileri, Livâü’l-Hamd sancağının takipçileriyiz. Dünyaya bir daha gelinecek olsa, Yine bu kapının mahrumeleriyiz.
Rukiye Ağar
 
 İÇİNDEKİLER  
TAKDİM 
ÖNSÖZ 
MUKADDİME 
1. BÖLÜM TA’LÎMÜ’L-MÜTEALLİM
İlmin Fazîleti ve İnsanın Şerefi 
İlmin Tahsilinde Niyetin Hakikati ve İhlâsın Sırrı
İlim Yolunda İnsanî İlişkiler ve Sosyal Hayatta İstikamet
İlim Yolunda Sabrın Sebatı, Yiğitliğin Sırrı ve Mekân Disiplini 
Ders Arkadaşı Seçimi, Arkadaşlığın Sirayet Sırrı ve Tembelliğin Sinsi Zehri 
İlme ve İlim Sahiplerine Hürmet,
Edeple Gelen Devlet.
Gönül Halkasında Zarafet, Sohbet Adabı ve Müridlik Vakarı 
Kitap Sevgisi, Kitaba Gösterilmesi Gereken Mukaddes Hürmet, Abdest Nûru ve Güzel Yazı Âdâbı
Müzakere Edebi, İlâhî Lütfun Sırrı, Meleklerin Meclisi ve Kibrin Sinsi Zehri
Hafızanın Afetleri, Unutkanlığın Sebepleri, Rızık ve Ömür Yolunda Takva Ölçüleri
  2. BÖLÜM
DÜRR-ÜN MEKNUN KASİDESİ Muhabbetle Huzura Varış
Senden Gayrisini İstemeyen Gönül
Tutkunluğun İkrarı
Yaratılışın Mukaddes Sırrı
Güneş ve Ayın Nurunda Cemal-i Mustafa 
Semanın Efendimiz ﷺ ile Şereflenişi 
Rabbani Nidaya Mazhar
Oluş
Ümmetine Şefaat İçin Yükselen Niyaz
Adem Aleyhisselam’ın Tevessülü
Ateşin Serinliği
Eyyüb Aleyhisselam’ın Duası ve Belanın Def’i
İsa Aleyhisselam’ın Efendimiz ﷺ Müjdeleyişi
Himayeye Sığınış
 Nübüvvetin Sancağı Altında
3. BÖLÜM
SEVÂDÜ'L-A‘ZAM Tarîk-ı Müstakîm ve Sevâdü'l-A'zam 
Ehl-i Kıbleyi Kardeş Bilmek ve Sünnet-i Hüdâ
Sünnet-i Seniyye Kalesi, İtaat ve İmanın Aslı
Kelâmullah’ın Yüceliği ve Kur’an-ı Kerim Akîdesi
Gönül Aynasında Dünya İmtihanı ve Kabir Selâmeti.
Berzah Âleminin Hediyeleri, Şefaat-i Uzmâ ve Bid'at Ehlinin Alâmetleri
Amel Defterleri, Çetin Hesap ve Sırat Köprüsü
Hazır Olan Ebedî Karargâhlar ve Vasıtasız Hesap Günü
Cennet ile Müjdelenen On Sadâket Abidesi
Kendi Kusurlarını Görmek, Başkalarının Mizanını Tutmaktan Sakınmak ve Gıybet Marazından Kurtulmak
4. BÖLÜM ŞİFÂ-İ ŞERÎF
Âlemlerin Efendisi'nin Yüce Kadr-i Kıymeti ve İlâhî Kelâmdaki Muazzam Övgüler
Sevgiden İtaate Uzanan Köprü, İmamü'l-Enbiyâ Olan Sultan ve Sünnetin Sarsılmaz Kulpu
Allah Teâlâ'nın O'nu Şahitlikle Vasfetmesi ve Yüce Kadr-i Kıymeti ........... 196 Nebevî Adaletin Sırrı, Nikâhın Mukaddes Bereketi ve Göz Nûru Namaz 
Nebevî Nikâhın Sırrı, Hazret-i Zeyneb’in Şerefi ve İddet Edebi .................. 205 Dünyevi Yüceliğin Afeti, İzzet ve Tevazu Aynası Ve Habîbullah Olan Sultan
Mal ve Eşya ile Övünmenin Afeti, Gönül Zenginliği ve Kâinatın En Cömert Sultanı
Güzel Ahlakın Hakikati, Kur’ân Aynası ve Melekûtun Sultanı
İtaat ve Sünnet Şifası, Şahitlik Makamı ve Daralan Gönüllerin İhyası
Gönül Aynasını Temizlemek, Sabır, Af ve Rıza Makamı
Nebevî Hilmin Azameti, Sünnet-i Seniyye Şifası ve Secde Mahallinin Edebi
Kalben İhya, Nebevî Tahammül Aynası ve Af Şifası
İbadet, Tövbe ve Günahların Tahlili: İstiğfar Kalkanı ve Rahmet Tecellisi
Cennet Bahçelerinden Yükselen Muhabbet Sesi, Kur'ân-ı Nâtık Olan Sultan Müdafii ve Kördüğüm Hasreti
5. BÖLÜM SİYER-İ NEBÎ
Bir Ayna ve Mirât-ı Nebevî: Asil Kökler, Süzülen Can ve İlâhî Koruma
Sâve’nin Kuruyuşu, Kalbin Dirilişi
Ebvâ’nın Mahzun Tepesi, Şefkatin Dinmeyen Sancısı
Çölün Duruluğundan Şam Ufkuna: İlâhî Muhafaza ve Bulutların Gölgesindeki Efendimiz
Erdemliler İttifakından Saadet Yuvasına: El-Emîn’in Ticaret Hayatı, Mukaddes İzdivaç ve Cennet Meyveleri
Hakemlikten Nübüvvete: Kâbe’nin Düğümü, Hira’nın Sükûtu ve İlim Meclisinin Fazileti
Gönüllere Sızan Sessiz Şafak: Vahyin Hakikati, Geliş Şekilleri ve Üç Yıllık Gizli Davet
Nübüvvetin Sarsılmaz Sütunları: Peygamberlerin Sıfatları, Beşer Oluşun Hikmeti ve Hilye-i Saadet
Sükûtun Ardından Gelen İnşirah: Fetret-i Vahiy, İlk Müminler ve Dârü’l-Erkam Medresesi
Sessizliğin Ardındaki Haykırış: Açık Davetin Başlaması, Akraba Uyarısı ve Safa Tepesi’ndeki Nebevî Çağrı
Taşlanan Yollarda Açan Merhamet: Efendimiz ﷺ’in Tebliğ Usulü, Sarsılmaz Azmi ve Ebedî Sabrı
İftira Çarkından Zulüm Tezgâhına: Efendimiz ﷺ'e Karşı İthamlar, İlk Şehitler ve Kızgın Kumların Sadakat Âbideleri
Zulüm Kıskacından Hicret Ufkuna: Habeşistan Yolculuğu ve Necaşî’nin Huzurunda Adalet Çerağı
Mekke’nin İki Aslanı: Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in İslam’la Şereflenmesi ve İzzetin Kâbe’ye Taşması
Şi‘b-i Ebî Tâlib Vadisi: Büyük Boykot Kuşatması, İnşirah Veren İnşikâk-ı Kamer (Ayın Yarılması) ve Sadakatin En Çetin İmtihanı
Gözyaşı Ufkundan Tâif Yollarına: Hüzün Yılı ve Taşlanan Rahmetin Muazzam Duası
Taif Dönüşü İlâhî Müjdeler: Nusaybin Cinlerinin Îmânı ve Yetim Evine Doğan Güneş: Hazret-i Sevde Vâlidemiz (R.Anhâ) ile Evlilik
Zifiri Geceden Sonsuzluk Ufkuna: İsrâ, Mîrâc Mucizesi ve Gök Kapılarından Sızan Teselli
Gecenin Karanlığında Sadakat Yemini: Akabe Görüşmeleri ve Medine Ufkuna Doğan Güneş
Gözyaşıyla Ayrılan Yurt, Sevr’deki Üçüncü Yoldaş ve Mukaddes Hicret Yolculuğu
6. BÖLÜM HADİS-İ ŞERİF
İlk Kapının Eşiğinde: Halis Niyet, Nefs-i Emmare ve Büyük Cihad
İkinci Kapının Fısıltısı: Sünnet-i Seniyye Edebi ve Nefs-i Levvâme’nin Sızısı
Kervanın En Arkasındaki Kuzu: Acziyet Sırrı ve Nefs-İ Mülhime’nin Kokusu
Dördüncü Kapının Selameti: İlâhî Rıza ve Nefs-i Mutmainne’nin Huzuru
Beşinci Kapının Vuslatı: Rıza Makamı ve Nefs-i Râdiye’nin İlâhî Şifası
 Altıncı Kapının Tacı: Marziyye Makamı ve Kuldan Ebediyen Razı Olunma
Müjdesi Yolun Zirvesi: İhsan Makamı ve Nefs-i Kâmile’nin Berrak Aynası Yolu
 Rahmeti: Ümidin Zirvesi ve Şefaat-i Uzmâ’nın Nuranî Kapısı 
Ümmet-i Muhammed’in Kusurlularına Açılan Mağfiret Kapısı 
Dünyanın Taksimi ve Ehl-i Fazlın Müjdesi Yolun Rahmeti
7. BÖLÜM Hasan-ı Basrî Hazretleri
8. BÖLÜM NÛRÜ’L-İZÂH Ef‘âl-i Mükellefîn (Kulun Amel Aynası)
Temizlik ve Amellerimizin Mayası Olan Sula
Mâ-i Müsta’mel (Amellerimizin Gizli Şahidi) 
Kuyuların Hukuku ve Suların Artığı (Temizliğin Gizli Terazisi)
Artık Suların Hükmü ve İbadetin Kırmızı Çizgileri 
Temizleyiciliği’nden Şüphe Duyulan Sular ve Mahlukatın Hukuku 
Mekruh ve Şüpheli Artık Suların Fıkhî Ölçüleri
Taharri ve Elbise Hukuku (Karışıklık Anında Fıkhî Feraset) 
Küçük Kuyuların Hukuku ve Zamanın Gizli Şahitliği 
İstibrâ, İstincâ ve Beden Temizliğinin Nurlu Edepleri 
Abdestin Sırrı ve Dört Farzı (İslâm'ın Nurlu Tacı) 
Abdestin Nurlu Kanatları: On Sekiz Sünnet ve Müstehaplar 
Abdestin Mânevî Tezyînatı: Abdestin Edepleri ve İnce Kuralları
Nurun Önündeki Gölgeler: Abdestin Mekruhları 
Amellerin Dereceleri: Abdestin Kısımları 
Gönülleri Temizleyen Nurlar: Mendup Abdestlerin İncelikleri 
Emaneti Muhafaza Etmek: Abdesti Nakzeden (Bozan) Hâller 
Vesveseleri Defetmek: Abdesti Bozmayan Hâller ve Taşma Hududu 
KİTABIMIZIN NİHAYETİ VE VEDA DUASI
ŞÜKÜR VE VEFÂ NİYAZI

TAKDİM
بسم الله الرحمن الرحيم Hamd ü senâ, kalpleri marifet nûru ile ihyâ eden, kullarını rahmet deryâsına davet eden Cenâb-ı Hakk'a mahsustur. Salât ü selâm; âlemlere rahmet, gönüllere şifâ, yollarımıza rehber olarak gönderilen Habîb-i Ekrem, Fahr-i Kâinât Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa'ya ﷺ, âline, ashâbına ve kıyamete kadar izini takip edenlerin üzerine olsun. Hakikat yolunun yolcuları bilirler ki; insanı değiştiren çok söz değil, gönle dokunan sözdür. Nice kelâm vardır ki kulağa ulaşır fakat kalbe inmez. Nice söz de vardır ki sessizce gönle düşer, orada kök salar ve sahibini Rabbine yaklaştırır. Bu eser, bir iddianın değil; bir niyazın mahsulüdür. Maksadı öğretmekten evvel hatırlamak, hatırlatmaktan evvel yaşamaya gayret etmektir. Çünkü hakikatin en tesirli dili, yaşanmış olanıdır. Gönülden çıkan söz, yine gönle ulaşır. Bu satırlarda okuyacağınız her bahis; Kur'ân-ı Kerîm'in feyzinden, Resûl-i Ekrem Efendimiz'in ﷺ sünnet-i seniyyesinden ve Allah dostlarının irşad meclislerinden süzülen bir damla olma arzusunu taşımaktadır. Damla denize nispetle ne kadar küçükse, kulun gayreti de ilâhî lütuf karşısında o kadar acizdir. Lâkin Cenâb-ı Hak, samimiyetle uzanan bir avucu dahi boş çevirmeyen Kerîm'dir. Bugün insanın en büyük ihtiyacı bilgi çokluğu değil; kalp diriliğidir. Zira akıl yolu gösterir, lakin yürüyen gönüldür. Gönül ihyâ olunca amel güzelleşir; amel güzelleşince ahlâk kemâle erer; ahlâk kemâle erince kul, Rabbi'nin rızasına yaklaşır. Temennimiz odur ki bu eser, satır satır okunup kaldırılan bir kitap değil; zaman zaman dönülüp yeniden açılan bir gönül meclisi olsun. Her okuyuşta yeni bir tefekkür, yeni bir muhasebe ve yeni bir uyanışa xvi ⬧ Takdim vesile olsun. Çünkü hakikat, her ihlâslı okuyuşta insana kendini yeniden tanıtır. Cenâb-ı Hak'tan niyazımız; bu satırları yazdıran da, okutan da, gönüllere ulaştıran da yalnız O olsun. Bu eser, nefsi büyüten değil; kulluğu derinleştiren, ilmi artırırken edebi de çoğaltan bir vesile hâline gelsin. Rabbimiz bizleri, zahiri ilimle beraber bâtınını da imar eden, bildiğiyle amel eden, amelini ihlâsla süsleyen ve bütün ömrünü Habîb-i Edîbi'nin ﷺ izinde geçiren bahtiyarlardan eylesin. “Yâ Rabbi! Kalplerimizi, dinin üzere sabit kıl. Bizi Kur'ân'ın nûrundan, Resûlullah'ın muhabbetinden ve sâlih kullarının yolundan ayırma. Yazılanı da okuyanı da rızâna ulaştıracak amellerden eyle. Âmin."
بسم الله الرحمن الرحيم Her söz, sahibinin hâlinden bir iz taşır. Kalpten doğmayan söz, kulağı aşamaz; Hakk'a yönelen bir gönülden dökülen kelâm ise, Allah'ın izniyle başka gönüllerde yankı bulur. Bu satırlar, bir âlimin ilmine güvenerek değil; bir kulun aczini bilerek Rabbine yönelmesinin neticesidir. Çünkü hakikat, insanın kendi sözüyle değil; Kur'ân-ı Kerîm'in nûruyla, Resûlullah Efendimiz'in ﷺ rehberliğiyle ve Allah dostlarının irfanıyla anlaşılır. İnsan bazen bir ömür okur; fakat bir cümle onu değiştirir. Nice kitaplar vardır ki raflarda kalır; nice satırlar vardır ki bir ömür gönülde yaşar. Temennimiz odur ki bu eser, okunup unutulan bir metin değil; zaman zaman dönülüp yeniden açılan bir gönül meclisi olsun. Bu kitapta yer alan her bahis, okuyucuyu bilgiyle övünmeye değil; bildiğiyle amel etmeye davet etmektedir. Çünkü ilim, insanı Rabbine yaklaştırıyorsa nimettir; uzaklaştırıyorsa ağır bir mesuliyettir. Gaye, bilgi çoğaltmak değil; kalbi diriltmek, ahlâkı güzelleştirmek ve kulluğu derinleştirmektir. Şurası unutulmamalıdır ki; kalem yazsa da yazdıran Allah'tır. Dil anlatsa da söyleten Allah'tır. Gönül anlasa da anlayış veren Allah'tır. Bu sebeple bu satırlarda bir güzellik bulunursa O'nun lütfundandır; bir eksiklik görülürse nefsimizin kusurundandır. Kıymetli okuyucu… Bu kitabı aceleyle bitirmek için değil, tefekkür ederek okumaya gayret ediniz. Bazı satırlarda durunuz, bazı cümleleri yeniden okuyunuz, bazı hakikatleri kendi hâlinize sorunuz. Zira hakikat, yalnız okunarak değil; yaşanarak idrak edilir. xviii
Cenâb-ı Hak'tan niyazımız odur ki; bu eser bizleri Kur'ân-ı Kerîm'e daha sıkı sarılan, Resûlullah Efendimiz'i ﷺ daha çok seven, kulluğunu ihlâsla yaşamaya gayret eden kullarından eylesin. Yazanı da okuyanı da rızâsına ulaştıracak amellerle muvaffak kılsın و َ آخ ِ ر ُ ُ د َ ع ْ و َ ان َ ا أ َ ن ِ ُ ال ْ ح َ م ْ د ُ ُ ل ِ ل ّٰ ه ِ ُ ر َ ب ِ ُ ال ْ ع َ اَل َ ِ ين َ ُ “Dualarımızın sonu, âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir."
MUKADDİME
ق ل ْ ُ ا ِن ْ ُ ك ن ْ ت م ْ ُ ت ح ِ ب ُّ ون َ ُ الل ّٰ ه َ ُ ف َ ات َّ ب ِ ع ون ۪ي ي ح ْ ب ِ ب ْ ك م ُ الل ّٰ ه ُ "De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun (tabi olun) ki, Allah da sizi sevsin..." (Âl-i İmrân, 31) Kâinatı bir aşk aynası olarak var eden, insanı o aynanın kalbi kılan ve ruhlarımızı hidayet pınarlarıyla sulayan Yüce Rabbimize, yarattığı zerreler adedince hamd ü senalar olsun. O aynanın en berrak, en kusursuz tecellisi olan; baktığımız her yerde bize Hakk’ın cemalini ve adaletini gösteren Üsve-i Hasenemiz, Efendimiz Muhammed Mustafa’ya ﷺ, O’nun pak ehline, ashabına ve o mukaddes emaneti lekelemeden bugüne taşıyan gönül sultanlarımıza salât ve selâm olsun. Rabbimizin Kelâmullah'ta ilan buyurduğu; "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin." âyet-i celîlesi, ilâhî muhabbete giden yegâne nûrânî yolun Efendimiz'in ﷺ izine tâbi olmaktan geçtiğini bizlere bildirmektedir. İnsan, âhir zamanın o boğucu ve tozlu ikliminde yürürken en çok kalbini korumakta zorlanıyor. Her gün yüzlerce dünyevî meşgale, nefsi besleyen binbir çeşit gürültü sadırlarımızı daraltıyor, ruhumuzu yoruyor. İşte bu çalışma; tam da o daralan ve sığınacak bir liman arayan dertli gönüllerin elinden tutmak, onlara Asr-ı Saadet'in o sükûnet veren rahmet kokusunu üflemek amacıyla yola çıkmış bir niyettir. Bu satırlar, yirmi yılı aşkın bir müddettir ilim rahlelerinin diz dibinde dervişâne bir sabırla biriktirilen feyiz damlalarının, geceleri seccadelere dökülen samimi duaların ve hanelerin o huzurlu ortamında tutulan meclis notlarının kalbî bir yankısıdır. Elinizde tuttuğunuz bu esere Mirât-ı Nebevî (Nebî'nin Aynası) isminin verilmesi, yalnızca sıradan bir başlık seçimi değildir. xx ⬧ Mukaddime Bu çalışma, yıllarca kalpten kalbe köprüler kurarak işlenen edebî derslerin bir meyvesidir. Sohbetlerimizin her birinde yegâne pusulamız; ruhumuzun canı olan Allah Resûlü ﷺ'nin bitmek tükenmek bilmeyen sevgisi ve O'nun nurlu izi olmuştur. Biz O'nun ﷺ sünnetinin, ahlâkının ve muhabbetinin birer taşıyıcısı; o mukaddes Nebevî aynanın âhir zamandaki birer aksi olmaya talip olduk. Bu sebeple bu kitap, canlar canı Efendimiz'e ﷺ samimi bir ümmetlik bağıyla takdim edilmiş âcizâne bir hediyedir. En büyük muradımız, bu emanetin O'nun ﷺ mübarek nazarında kabul görmesidir. Bu dersler, rastgele bir araya getirilmiş sıradan bir nasihat dizisinden ibaret değildir. Fıkıh ile tasavvufun, şeriat ile hakikatin sarsılmaz bütünlüğünü koruyan köklü bir sistemin meyvesidir. Okuyucu bu sohbet halkalarında adım adım ilerlerken, İslâm medeniyetinin ruhunu ayakta tutan yedi muazzam kaynağın bereketiyle beslenecektir. Kitabımız tam olarak şu feryada kulak verenlerin ve bu davete icabet edenlerin sığınağıdır: • Dünya seni sıktı ve daralttı ise gelip bir nefes almak isteyenler, • İnsanlar seni anlamadığında veya üzerine geldiğinde vefalı bir dost arayanlar, • İşleri yolunda gitmediğinde ilâhî berekete sığınmayı arzulayanlar içindir. Zira dünyada hakikati bulmak, mânâ deryalarına dalmak, "olmadım" diyerek nefis dehlizlerinden geçip sarsılmaz bir sığınağa erişmek gerekir. Kulluğun eşsiz değerini ve ümmet olmanın o muazzam şuurunu idrak etmek isteyen tüm dertli yürekler için bu eser; âhir zamanın keşmekeşi ortasında bir şifa kaynağı, nûrânî bir mahzen ve himmet-i âlî eksenidir. Bu satırlara ruhunu veren, kelimeleri birer feyiz fırtınasına dönüştüren asıl sır ise o mukaddes irfan silsilesine olan sadakattir.

Mukaddime
⬧ xxi Bu sohbetler; Sultanü'l-Evliyâ Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleri'nin mânevî kâtiplik ikliminden, bu yolun nihâî mühür kapısı olan Abdurrahman Öksüz Hocaefendi'nin vefatına dokuz gün kala kalbimize tevdî ettiği mutlak icâzet sırlarından ve asrın kutbu Mahmud Efendi Hazretleri'nin doğrudan rûhânî beslemesinden süzülmüştür. Yazılan her hikmette; İmam Rabbânî Hazretleri'nin hakikat ufkunu, Hz. Mevlânâ'nın kucaklayan mânâ iklimini ve Yunus Emre'nin duru aşk fısıltılarını asrın dertli yüreklerine nakşetmek murat edilmiştir. Her sohbetin kendi içinde bütünsel bir tefekküre dönüşmesi adına kitabımız üç nûrânî rükün üzerine bina edilmiştir: Dem-i Hikmet Sohbetlerin tam kalbinden süzülen, okuyucuyu bilgiden amele yürütecek saf hikmet nüveleri bu bölüme nakşedilmiştir. Gönül Yolcusuna Tavsiyeler Menzile selâmetle varabilmek, gaflet dalgalarına takılmamak adına her dersin nihayetinde okura iki hayatî altın tavsiye reçete edilmiştir. Dem-i Hitâm Günün yorgunluğunu sükûna erdirecek, kelâmı kalbe sarsılmaz bir mühür gibi vuracak dört mısralık has tasavvufî şiirlerin zarif nağmelerine yer verilmiştir. Niyetimiz halistir; köklü ilim geleneğini evlerin mahremiyetine ve yuva sıcaklığına taşıyarak, kalbi irfan arayan tüm hanım kardeşlerimizin pencerelerini Nübüvvet aynasına açmaktır. Bilinir ki; ilim mutlak olarak Allah'ındır, edep Kâinatın İftihar Tablosu'na ﷺ aittir. Bu kitabı hanesinde bulunduranı saadete, okuyup idrak edeni ise amele muvaffak kılsın. Âmin. Rukiye Ağar


Yazar: Rukiye Ağar
Sayfa Sayısı: 510
Boyut: 17x24 cm
Basım Yeri: Konya
Kapak Türü: Sert Kapak
Kağıt Türü: Ivory Kağıt
Dili: Türkçe 
Dağıtım: Kitap Takipçileri
Temin Süresi: Aynı gün kargo
Bu ürüne ilk yorumu siz yapın!
Ürün hakkında henüz soru sorulmamış.
Bu ürünün fiyat bilgisi, resim, ürün açıklamalarında ve diğer konularda yetersiz gördüğünüz noktaları öneri formunu kullanarak tarafımıza iletebilirsiniz.
Görüş ve önerileriniz için teşekkür ederiz.
Hiçbir yerde bulamadığım kitabı sizde bulduğum için ilk kez alışveriş yaptım. Ortalama olarak piyasanın epey üzerinde fiyat koymuşsunuz kitaplara O yüzden sadece almam gerekeni alabildim maalesef
M... M... | 24/11/2025
Minik bir şişe esans için bile gösterdiğiniz özen, paketleme ve hızlı kargo için çok teşekkür ederim.
D... Ö... | 27/10/2025
Kötü hiç beklemedim, 3 tane ürün aldım, 750₺ tuttu kesinlikle değmez, kargo ücreti de ödedim o da PTT kargo en geç geleni hiç tavsiye etmiyorum
o... ö... | 27/03/2025
Hızlı aksiyon alındı
S... Y... | 15/03/2025
Kargo gayet hızlıydı ve ürün çok güzel paketlenmisti çok beğendim
T... K... | 31/01/2025
Özenle paketlenmişti, en ufak bir zarar görmeden elime ulaştı. tatlı ikraminiz icin ayrıca teşekkür ederim
M... E... | 06/01/2025
On numara
Ahmet Arik | 24/12/2024
Güzel
E... Z... | 22/11/2024
Güvenilir, ürünleri değerli ve kaliteli. 4-5 yıldır alışveriş yaptığım ve memnun kaldığım alışveriş sitesi. Güvenle herkese tavsiye ederim.
B... G... | 18/10/2024
Çok hızlı ve sağlam bir şekilde elime ulaştı.Çok teşekkürler
S... B... | 27/09/2024
Miratı Nebevi Gönül Sohbetleri, Rukiye Ağar, 510 Sayfa Miratı Nebevi Gönül Sohbetleri, Rukiye Ağar, 510 Sayfa, rukiye ağar hoca mirat-ı nebevi gönül sohbetleri tasavvuf vaaz sohbet hutbe kitabı abdurrahman öksüz mardini geylani konya elif kitabevi, Elif Kitabevi, Tasavvuf rukiye ağar gönül sohbetleri kitabı
Miratı Nebevi Gönül Sohbetleri, Rukiye Ağar, 510 Sayfa

Tavsiye Et

*
*
*
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.