Yeni
Mesnevi, Konularına Göre Şerhi, Mevlana Celaleddini Rumi, Mesnevi Ve Mevleviliği Anlama Klavuzu, Kerim Zemani, 916 Sayfa

Mesnevi, Konularına Göre Şerhi, Mevlana Celaleddini Rumi, Mesnevi Ve Mevleviliği Anlama Klavuzu, Kerim Zemani, 916 Sayfa

Kategori
Yayınevi
Barkod
konularına göre mesnevi, tablet
Vitrin Katagorisi
Mesnevi, Konularına Göre Şerhi, Mevlana Celaleddini Rumi, Mesnevi Ve Mevleviliği Anlama Klavuzu, Kerim Zemani, 916 Sayfa

Farsçadan Türkçeye tercüme edilerek kazandırılan bu eser; Mesnevi'yi Mesnevî ile konularına göre şerh ettiği eserdir. Mesnevî konularının beyitler arasında dağınık bir şekilde bulunması ve Mesnevi'nin oldukça hacimli bir eser olması nedenleriyle okuyucuların, Mevlana'nın herhangi bir konu hakkındaki görüşlerini anlamaları oldukça zor ve hatta imkânsız gelmekteydi. İşte bu eser, Mesnevi’yi konularına göre şerh ederek bu zorluğu ortadan kaldırıp Mevlana, Mesnevî ve Mevlevîliğin daha kolay anlaşılması için hazırlanmıştır. 

Diğer bir yönüyle bu eserin en önce okunması Hz. Mevlana’yı ve Mesnevisini daha kolay anlamak için sanki elzemdir. Bu eseri okuduktan sonra Mevlana, Mesnevi ve Mevlevilik sizin için zor ve anlaşılır olmaktan çıkıp başucu eseriniz olmasını temenni ederiz. 

KİTAPTAN ÖRNEKLER:

Hazret bu anlamda hiçbir inancı olmayanları bile dışlamaz. Onları anlamaya çalışır ve Yaratıcının fıtratına yüklemiş olduğu bir şeye inanma yeteneğini, doğru Allah inancının yerleşmesi yönünde oluşmasını sağlar. Dolayısı ile Hz. MEVLANA yargılamaz; anlamaya çalışır.  

PUTA TAPMAK, ALLAH’I TANIMANIN SOLUK BİR GÖRÜNÜŞÜDÜR

Allah’ı bilmek ve Allah’a tapmak, fıtrî bir olaydır ve insanın ruh yapısı ile uyuşmaktadır. Bazen insan, cahillik sebebiyle ya da diğer heveslerin galip gelmesinden dolayı hakiki İlâhını kaybeder, saçma ve batıl tanrılara inanır. 

Bu nedenle, her ne kadar puta tapmak Allah’ı bilmenin yasaklanmış bir yüzü gibi görünse de, insan ruhunda tapma yöneliminin fıtrî bir emir olduğunu da gösterir. 

Beyit: 

“Nakşedilmiş, bezenmiş tahta ve taş önünde nice aptallar baş kor, secde eder! Secde edenin de canından haberi yoktur, secde edilenin de... Ancak canından bir hareket ve azıcık bir eser görmüştür, işte o kadar! Şaşırıp kaldığı sıralarda taşın söz söylediğini, işarette bulunduğunu görmüş de büsbütün hay-retlere dalmıştır! O kötü kişi, ibadet tavlasını yerinde oynamamıştır da, bu yüz-den taştan aslanı sahici aslan sanmıştır. Hakiki aslan da, kereminden cömertlik etmiş, hemencecik köpeğin önüne bir kemik fırlatıp atmış, ‘O köpek, doğru özlü değil ama bizim kemik verişimiz umumi bir lütuftur’                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           4. defter 909–914
AŞK

Aşk, İslam tasavvuf ve irfanının en temel meselelerindendir. Aşk göz önüne alınmadan yüce irfan ve hikmet anlaşılamaz. Elbette aşkın tarifi tam ola-rak ve bütün yönleriyle yapılamaz, çünkü aşkın kökü gayet derinde, gizli ve örtülüdür. Belki karanlıktaki fil örneği, aşkın hakîkatinin gizliliği için en güzel ve etkileyici bir misaldır. “Biri dal ismini verdi ve diğeri elif”. 

Aşk, “aşk” mastarındandır (= yapışma ve birleşme). Sarmaşık bitkisine “aşeka” derler. Zira bu bitki, ağacın gövdesine dolanıp yükselir ve ağacı kurutur. Bu temsil, aşkın halidir. Aşk da gönül ağacına sarılarak yükselir ve hangi gönle galip gelirse, onun tabii durumunu mahveder. Felsefeciler, filozoflar, tabipler ve ruh bilimciler aşkın mahiyeti hususunda ihtilafa düşmüşlerdir. Eflatun- diyor ki: “Aşk, insanlar ve tanrılar arasındaki vasıtadır ve onların arasındaki boşluğu doldurur.1”  

İşte bu eserde yer alan yukarıda örnek olarak verdiğimiz Hz. Mevlana’nın “Allah’a tanıma” gibi fıtri meseleler olsun,isterse insanlığın tarihi kadar eski olan “Aşk” gibi daha yüzlerce kavram ve konuları ele alış ve bize sunuş biçimleri yüzlerce yıl sonra bile kendisine hayran bırakıp ufkumuzu ve bakışa açımızı geliştiriyor.

Mesnevi bir vahdet dükkânıdır. Öyle ki; manalar neşidesini, Kur’an-ı Kerim’in özünü, sünnetullahın müjdesini bizlere sunan bir şifa denizidir.
Mesnevi’yi anlamanın ve ruh hayatımıza yansımasının en önemli yolu, mesnevi okumalarıdır. Dili, üslubu ne olursa olsun hangi Mesnevi Şerhi’ni okumak istiyorsanız, öncesinde Mesnevi’nin usul kitabını okumanız gerekir. İşte yayın hayatında tek ve başka örneği olmayan Minager-i Aşk size Mesnevi’yi anlamayı, özümsemeyi ve yorumlamayı kolaylaştırıyor. Bu eseri okumadan Mesnevi’yi okumak ‘sadece okumak’ olarak kalır.”

Asırlardır, insanlığı Nuruyla aydınlatan; Orjinal dili Farsça, Edebi türü Nazım şeklinde beyit beyit olan Mevlana Celaleddin Rumi’ye ait olan Mesnevî adlı eser, bu çalışmada NESİR şeklinde hazırlanmıştır.

Böylece Mesnevî’nin tamamında ki Hikayeler ve Menkıbeler, herkes tarafından kolayca ve rahatlıkla anlaşılması hedeflenerek okuyucunun beğenisine sunulmuştur.

Mevlana Hakkında

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı. Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. 

Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti. Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi. Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar. Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı. Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

Yazar: Mevlana Celâleddin Rumi
Hazırlayan: Kerim Zemani
Kategori: Mevlana Hazretleri Mesnevi - Beyitler - Hikayeler- Edebi - Tasavvufi
Sayfa Sayısı: 916
Boyut: 17 x 25 cm 
Basım Yeri: Konya
Kapak Türü: Karton Kapak
Kağıt Türü: Kitap Kağıdı
Dili: Türkçe 
Dağıtım: Kitap Takipçileri
Temin Süresi: Aynı gün kargo



Bu ürüne ilk yorumu siz yapın!
Ürün hakkında henüz soru sorulmamış.
Bu ürünün fiyat bilgisi, resim, ürün açıklamalarında ve diğer konularda yetersiz gördüğünüz noktaları öneri formunu kullanarak tarafımıza iletebilirsiniz.
Görüş ve önerileriniz için teşekkür ederiz.
Hiçbir yerde bulamadığım kitabı sizde bulduğum için ilk kez alışveriş yaptım. Ortalama olarak piyasanın epey üzerinde fiyat koymuşsunuz kitaplara O yüzden sadece almam gerekeni alabildim maalesef
M... ... | 24/11/2025
Minik bir şişe esans için bile gösterdiğiniz özen, paketleme ve hızlı kargo için çok teşekkür ederim.
D... Ö... | 27/10/2025
Kötü hiç beklemedim, 3 tane ürün aldım, 750₺ tuttu kesinlikle değmez, kargo ücreti de ödedim o da PTT kargo en geç geleni hiç tavsiye etmiyorum
o... ö... | 27/03/2025
Hızlı aksiyon alındı
S... Y... | 15/03/2025
Kargo gayet hızlıydı ve ürün çok güzel paketlenmisti çok beğendim
T... K... | 31/01/2025
Özenle paketlenmişti, en ufak bir zarar görmeden elime ulaştı. tatlı ikraminiz icin ayrıca teşekkür ederim
M... E... | 06/01/2025
On numara
Ahmet Arik | 24/12/2024
Güzel
E... Z... | 22/11/2024
Güvenilir, ürünleri değerli ve kaliteli. 4-5 yıldır alışveriş yaptığım ve memnun kaldığım alışveriş sitesi. Güvenle herkese tavsiye ederim.
B... G... | 18/10/2024
Çok hızlı ve sağlam bir şekilde elime ulaştı.Çok teşekkürler
S... B... | 27/09/2024
Mesnevi, Konularına Göre Şerhi, Mevlana Celaleddini Rumi, Mesnevi Ve Mevleviliği Anlama Klavuzu, Kerim Zemani, 916 Sayfa Mesnevi, Konularına Göre Şerhi, Mevlana Celaleddini Rumi, Mesnevi Ve Mevleviliği Anlama Klavuzu, Kerim Zemani, 916 Sayfa, mesnevi farsça tercüme türkçe İranlı kerim-i zemani konularına göre şerhi mevlana celaladdini rumi mevleviliği anlama klavuzu, Elif Kitabevi, Tasavvuf konularına göre mesnevi, tablet
Mesnevi, Konularına Göre Şerhi, Mevlana Celaleddini Rumi, Mesnevi Ve Mevleviliği Anlama Klavuzu, Kerim Zemani, 916 Sayfa

Tavsiye Et

*
*
*
IdeaSoft® | E-Ticaret paketleri ile hazırlanmıştır.